Doğal görünüm yalnız ön çizginin aşağı alınmasıyla sağlanmaz. Yüzün oranları, şakak geçişleri, saçın çıkış açısı ve arka tarafta kalan örtü birlikte okunur. Çok alçak bir çizgi ilk çizimde çekici görünse de kapatılması gereken alanı büyütür. Donör kapasitesi değişmediği için bu seçim, aynı kaynakla daha geniş yüzeye dağılım yapılması anlamına gelebilir.
Ön kenarda tek telli köklerin kullanımı ve geçişin kademeli kurulması, sert bir sınır oluşmasını azaltmaya yardımcı olur. İç kısımlarda ise farklı tel sayılarına sahip greftlerin dağılımı kapatıcılığı etkiler. Saçların hepsini aynı yönde yerleştirmek, doğal çıkış örüntüsünü taklit etmekle eşdeğer değildir. Özellikle şakaklarda ve tepe dönüşünde mevcut yönlerin dikkatle incelenmesi gerekir.
İlkadım ve Atakum’da saç ekimi araştıranların karşılaştırdığı fotoğraflarda ışık, saç uzunluğu ve şekillendirici ürünler önemli fark yaratır. Islak saçta görülen saçlı deri ile kuru ve hacimlendirilmiş saçtaki görünüm aynı değildir. Bir sonucun değerlendirilmesinde benzer açılar ve benzer aydınlatma aranmalıdır. Fotoğrafın koyu veya parlak olması, tek başına kök yoğunluğunu ölçmez.
Kalın ve kıvırcığa yakın teller aynı sayıdaki ince ve düz tellere göre farklı bir örtücülük sağlayabilir. Saç ile cilt rengi arasındaki kontrast da aralıkların ne kadar seçildiğini değiştirir. Bu yüzden başka bir kişinin greft sayısından yola çıkıp aynı görünümü beklemek isabetli değildir. Planda hangi bölgeye öncelik verildiği ve arka alanın ne ölçüde açık kalabileceği konuşulmalıdır.
İlerleyen dökülme ihtimali çizginin arkasında hesaba katılmazsa önde ekilmiş bir bant, geride açılan bir yüzey oluşabilir. Yaşa uygun tasarım, gelecekteki kaybın mutlaka belli olacağı anlamına gelmez; belirsizliğe karşı kaynak ayırmayı gerektirir. Çizim aşamasında yoğunluk hedefi kadar bu hedefin hangi sınırlara dayanarak kurulduğunun açıklanması, beklentiyi somutlaştırır.